Şeb-i Arus * Vuslat Gecesi

"Fikir ona derler ki bir yol açsın, yol ona derler ki Allah'a varsın!"

Doğumunun 800. yıldönümü olması nedeniyle 2007 yılı, UNESCO tarafından MEVLANA ve HOŞGÖRÜ yılı olarak ilan edilmişti. Ohh, dedik bu yıl bari biraz rahat ederiz. Gelin görün ki, hoşgörüsüzlüğün, düşmanlığın, katliamların en şiddetli olanlarını yaşadık, gerek ülkemizde, gerekse dünyada. Geride kalan 350 günün neredeyse her bir günü ayrı bir gündemle sarsıldı; şehitler, kazalar ilk sıralarda, sıcak takip, soğuk takip, seçimler, vedalar, resepsiyonlar, çocuk tacirleri, türban, kurban, cinayetler eksik olmadı.

 

Güzel şeyler de yaşadık belki ama onlar devede kulak misali geride ve gölgede kaldı, tam anlamıyla sevinemedik.


*****

YENİLİĞE DOĞRU

Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi!
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım...

Mevlana Celaleddin Rumi

*****

Büyük Türk düşünürü ve hoşgörü insanı Mevlana'nın 734. vuslat gecesi bugün. Mevlana'nın tasavvuf anlayışında ölüm, yaradana kavuşma, birleşme ve özüne dönüş olarak algılanır. Bu nedenle şeb-i arus yani düğün gecesi olarak adlandırılır ölüm gecesi.

Mevlana öğretileri, çok derin ve yorum gerektiren konular olmakla birlikte tüm dünyaca kabul görmüş ve sevenleri tarafından benimsenmiş genel çizgileri vardır ki, en önplanda olanı hoşgörü ve evrensel insan sevgisidir, kim olursan ol, ne olursan ol, yine gel...insanlığa sunulmuş evrensel bir davettir. Dünya milletleri çoktan anlamıştır bu engin değeri ama bizler yakınımızda olduğu için belki, tam kavrayamamışızdır.

Çünki mum dibini aydınlatmazmış! Bu sene olmadı seneye inşallah!..

*****


Hoşgörü ve kişiye saygı konusunda çok bilinen bir öykü vardır:

Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi fonksiyonu görmektedir.

Durumu Hacı Bektas Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli ‘helal değildir’ diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana söyle der: - Biz bir karga isek, Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı’na gider ve Hacı Bektas Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli’ye sorar.

Hacı Bektas da söyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen insanlar olmamız dileğiyle…

*****

MEVLANA'NIN 7 ÖĞÜDÜ:

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol

Şevkat ve merhamette güneş gibi ol

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol

Hoşgörürlükte deniz gibi ol

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol

*****

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !